| Yazar | : | Petre Bellu |
| Yayın Tarihi | : | 1948 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 160 |
| Ölçü | : | 15 x 21 cm |
| Yayınevi | : | İnsel Basımevi |
| Bahsi Geçen | : | Fikret Adil Kamertan |
Cinayet mahkemesinde, jüri heyetinin karşısında, suçlu yerinde idim. Beynimde uğuldayan bin bir düşünce bana her şeyi unutturmuştu Bir şey duymuyor, işitmiyordum. Birdenbire reisin sesiyle titredim:
- Niçin öldürdünüz?
Evvela acı acı güldüm. Sonra haykırdım:
-. Öldürdüm, bunu adalet huzurunda itiraf ediyorum ve kendimi müdafaa etmiyorum.
Sesimin gürültüsü beni ürküttü. Titreyerek tekrar gülümsemeye başladım. Müddeiumumî, merhametle baktı ve belki yüzüncü defa tekrar etti:
- Niçin öldürdünüz?
Cevap vermek istemedim. Kendimi müdafaa? Niçin? Cinayeti işlediğim saatten beri, hâkimler, komiserler, reis, polis müfettişleri, gazeteciler, fotoğrafçılar ve daha bir sürü adam hepsi niçin öldürdüğümü anlamak istiyorlardı. Sanki bütün bu meraklarından çatlayanlara benim için bir "niçin?" mevcut olmadığını söylememişim gibi. Tahkikat esnasında, benim için aziz bir varlığa nasıl kıydığımı olduğu gibi itiraf' etmiştim. Fakat bu onlara kâfi gelmiyordu, daha çok öğrenmek, kalbimin ta içini kazanmak, manevi sefaletimle eğlenmek istiyorlardı. Peki ama bu, önünde dosyam olan reis ne diye ifadelerimi daha evvel okumamıştı?.. Hepsi birbirinin aynı idi. Bitmek tükenmek bilmeyen tahkikat boyunca hiç bir şeyi unutmamış, bir yanlışlık yapmamış, tek yalan söylememiştim. Her şey apaçıktı. Hakikati, bütün hakikati söylemiştim. Fakat reis hiç bir şey bilmiyor gibi hareket ediyordu. Benim ifadelerime yeterince aldırmadan evvel, suçlulara yaptığı bu işkenceden bıkmıştım. Muhakemenin devamı müddetince üzerime dikilmiş yüzlerce bakıştan ne kadar mustarip oldum. Bunlar sanki beynime çekilmiş şişlerdi…